SORUYORSAN O BE...'s profileölmek sorun deyilde kefe...PhotosBlogLists Tools Help

Blog


    February 09

    BANA GÖZYAŞI BORCUN VAR

     

    BANA GÖZYAŞI BORCUN VAR
    Adam genç kadına seslendi:
    - Bana gözyaşı borcun var!
     
    Genç kadın sordu:
    - Nasıl öderim?
     
    Adam gözlerini kırptı;
    - Haydi gülümse!
     
    Gülümsedi genç kadın. Adam, cebinden mendilini çıkarıp, borcunu sildi.
    Ve mendilini özenle katlayıp, yine kalbinin üzerindeki iç cebine koydu.
    Bir demet mor sümbül vardı kadının elinde.
    İkisi de bahar kokuyordu...
    Biri ilkbahar, diğeri güz.
     
    Adam, seslendi yine;
    - Bana mutluluk borcun var!
     
    Genç kadın, biraz mahcup, biraz şaşkın sordu:
    -Nasıl ödeyebilirim?
     
    Heyecanlandı adam
    - Haydi yat dizlerime!
     
    Genç kadın bir kedi uysallığında, yattı dizlerine usulca.
    Adam, şefkatle saçlarını taramaya başladı kadının.
    Saçları, güneşe ve yağmurlara hasret hiç yaşanmamış baharlara benziyordu.
    Çaresizliğini ördü sırasıra.
    Sonra saçının her teline, mutluluğun çığlıklarını bağladı adam.
    Yetmedi, gizli düğüm attı... Ağladı.
    Hava kararmak üzereydi. Dışarıda yağmur yağıyordu delice.
    Adam, sürekli borç defterlerini kurcalıyordu.
    Genç kadının gözlerinin içine baktı;
    - Bana yürek borcun var!
     
    Borcunun farkındaydı sanki genç kadın, şaşırmadı.
    - Bu borcumu nasıl ödeyebilirim?
     
    Adam kollarını uzattı
    - Haydi tut ellerimi!
     
    Sümbül kokusu sinmiş ellerini uzattı genç kadın.
    Elleri öyle sıcaktı ki, eriyiverdi bütün borcu avuçlarının içinde.
    Genç kadın gitmek üzereydi.
     
    Adam son kez seslendi;
    - Bana can borcun var!
     
    Kadın irkildi;
    - Can mı?
     
    Sigarasından derin bir nefes çekti adam;
    - Evet... Can borcun var. Sensizlik öldürüyor beni!
     
    Hoşuna gitti sözler kadının
    - Peki bu borcumu nasıl tahsil etmeyi düşünüyorsun?
     
    Adam, biraz daha yaklaştı;
    - Yum gözlerini!
     
    Hiç tereddüt etmeden yumdu gözlerini.
    Adam da yumdu gözlerini, masumca bir öpücük kondurdu
    kadının titreyen dudaklarına.
    - Bu ne şimdi yaptığın? diyerek çattı kaslarını kadın...
     
    Adam, pişmanlıkla, memnunluk arasında gidip geldi. Kekeledi;
    - Hayat öpücüğüydü!
     
    Kısa bir sessizliğin ardından bu kez kadın öptü adamı şehvetle...
     
    Adam, şaşırdı;
    - Ya senin bu yaptığın neydi?
     
    Genç kadın kapıya yöneldi;
    - Veda öpücüğü!
     
    Kalan borçlarına karşılık, yürek dolusu çaresizlik
    ve bir de mor sümbüllerini masanın üzerine rehin bırakıp gitti genç kadın.
     
    Adam koştu peşinden sümbülleri geri verdi kadına.
    - Ne olur iyi bak umut çiçeklerime, solmasınlar...
     
    Genç kadın sümbülleri aldı:
    - Merak etme, gün aşırı sularım çiçeklerini!
     
    Adam sevindi:
    - Güneşe, suya gerek yok. Gülümse yeter!
     
    Kadın gözden kaybolurken haykırdı adam,
    - Umutlarımı kefil yaptım. Unutma, bana aşk borçlusun!
     
                                                                Haykırışı yağmura karıştı.
                                                 Kadın, yağmuru hissetmeyen kalabalığa...
    February 05

    AŞK BUMUDUR___???

     

    AŞK BUMUDUR___???

     

                                                 Kırmızı kalp...AŞK...Kırmızı kalp

     

    Biliyor musun benden bir şeyleri anlatmamı istediler ve ben de seni anlatmaya karar verdim. Bakalım beğenecek misin.

    Herkes bu güne kadar onu anlatmaya çalıştı ama nedense kelimeleri yarı yolda kaza yaptı.

    Çünkü hep yolun yanlış tarafından başladılar yolculuğa bu düşsel dünyada.
    Aslında ben de nerden başlayacağımı bilemiyorum ama sanırım en doğrusu şu kelimelerle olur...
    O hiç beklenmedik bir anda çıkar karşınıza. O kadar ani yakalar ki sizi neye uğradığınızı şaşırırsınız. Ne kadar kaçsanız da o sizi kovalar durur. Sonbaharda dökülen bir yaprağın parça parça olmasıdır bazen, elinizden sadece ağlamak gelir onun rüzgarda sürüklenişini izlerken.
    Bir mucizenin başlangıcı oluverir. Damarlarınızda dolaşan kan gibi hayat verir size en umutsuz anınızda ama belki de sonradan, verdiği canı fazlası ile alır gider uzaklara, karışır karanlığa, bul bulabilirsen...
    Ama hayatınıza girdi mi bir kere, onsuz olmaz bir daha. Ne kadar acıtsa da batmamaya başlar bir süre sonra. Alışırsınız varlığına, kopamazsınız.
     Bir bakmışsınız vazgeçilmeziniz olmuş...
    Ve yanlızlığın ta kendisidir o, aynı zamanda da yanlızlığınızı paylaşandır. Nedense onun adı aşktır...